Kışa Girerken…

Kışa Girerken…

Image: Pixabay/@Jodesj. CCO

Sonbaharın son haftası, kışa giriş yapıyoruz. Kışı geçirecek sıcak bir çatı altınız varsa, sağlığınız da öldürmeyecek kadar yerindeyse, dert edeceğiniz hiç bir şey yok demektir. Camekanların susünden, havanın değişiminden keyif almayı öğrenin, sürekli mutsuz, sürekli şikayet halinde olmayın.

Hava bedava, bulut bedava
Dere tepe bedava
Yağmur çamur bedava
Otomobillerin dışı
Sinemaların kapısı
Camekanlar bedava

Orhan Veli Kanık

New York‘ta yeniyken arabasında yaşayan iki Türkle tanıştım, birini de duydum. Daha başkaları da olduğuna eminim.

Biri Sabah Gazetesi‘nin eski görsel yönetmeniydi. Benim verdiğim bir ilana cevap verdi tanıştık… Bir iş için bir şey arıyordum, tamam işi ona vereyim dedim ama saçmaladı, irtibatı kestim ben de haliyle.

Diğeri AÜ mezunu Nörolog bir doktordu, Manhattan‘da bilindik bir hastanede çalışıyordu. Bir de genç kızın öyle yaşadığını o eski gazeteci söylemişti bana.

Gruba biri ‘soğuklar başlayacak kalacak yere ihtiyacı olan varsa bir kaç gün ağırlarım’ yazmış, ordan aklıma geldi. Şu anda havalar idare ediyor ama soğuyacak, kışı geçirecek sıcak bir mekanınız varsa şükredin oturun.

Şikayet edecek hiçbir şeyi olmadığı halde sürekli mutsuzluktan mutsuzluğa savrulan insanları görüyorum. “Şunu ben doğursam çok üzülürdüm” diyorum mesela. Anne babası hayatta, eli ayağı tutuyor ama tembel ve sürekli lüks yaşayamadığı için mutsuz ve şikayetçi.

Nil Taşkın

OKU:  Radikal Yoldan Dönen Arkadaşım