Dijital Feodalizm: Bilginin Mülkiyeti Kimin?

Dijital Feodalizm: Bilginin Mülkiyeti Kimin?

Image: Nil Taskin Digital Art

Dijital derebeylik düzeninde; altyapıya sahip olanlar üretimi, erişimi ve kazancı kontrol ederken, bilim insanları ve içerik üreticileri giderek kiracıya mı dönüşüyor?

Dijital Feodalizm Nedir?

Dijital feodalizm, modern dünyada gücün topraktan platformlara, derebeylerinden teknoloji şirketlerine, serflerden ise kullanıcılar ve üreticilere kaydığı yeni bir düzeni tanımlar.

Bu düzende emek hâlâ bireyler tarafından üretilir; ancak altyapı, erişim ve kurallar başkasına aittir.

Sonuç nettir:

> Emeğin var, mülkiyetin yok.

Dijital Derebeylik: Altyapıya Sahip Olan Güç Sahibi Olur

Dijital dünyada “toprak”, fiziksel bir alan değil;
sunucular, modeller, algoritmalar, veri ve dağıtım kanallarıdır.

Bu altyapıya sahip olanlar:

– Kuralları belirler
– Erişimi açar ya da kapatır
– Gelirin nasıl paylaşılacağına karar verir

Üreten taraf ise çoğu zaman şartları müzakere edemez, sadece kabul eder.

İçerik Üreticilerinden Bilim İnsanlarına: Kimler Kiracı?

İçerik üreticileri uzun süredir bu düzenin içindeler:

– Görünürlük algoritmaya bağlı
– Gelir paylaşımı platformun insafında
– Hesaplar tek taraflı kapatılabiliyor

Ancak yeni ve daha kritik eşik, bu yapının artık bilim insanlarını, araştırmacıları ve buluş yapanları da kapsaması.

Image: Nil Taskin Digital Art

Yapay Zekâ Altyapısı ve Yeni Bağımlılık Biçimi

Yapay zekâ çağında üretim:

– Büyük modeller
– Devasa hesaplama gücü
– Ölçekli veri
– Regülasyon uyumu

gerektiriyor.

Bunların hiçbiri bireysel araştırmacının ya da küçük ekiplerin kolayca sahip olabileceği şeyler değil.
Dolayısıyla üretim süreci giderek birkaç büyük altyapı sağlayıcısına bağımlı hale geliyor.

OpenAI Tartışması: Araçtan Ücrete mi, Bilgiden Paya mı?

Son dönemde OpenAI etrafında dönen tartışma tam da bu noktaya temas ediyor.

Şu ifade kritik:

– Araca erişim için ücret almak → normal
– Üretilen bilginin, keşfin ya da IP’nin kendisinden pay istemek → kırılma noktası

OKU:  Öfke veya Heyecan İçin Umut Gerekir

Buradaki soru şudur:

> Yapay zekâ bir araç mı, yoksa bir arazi mi?

Eğer araziyse, feodal mantık devreye girer:

> “Toprak benim, hasattan pay alırım.”

Neden Bu İçerikten Daha Tehlikeli?

Bir içerik üreticisi:

– Platform değiştirebilir
– Kendi sitesine çekilebilir
– Dağıtımı çeşitlendirebilir

Ama bir bilim insanı için:

– Modeli terk etmek
– Altyapıyı sıfırdan kurmak
– Aynı ölçekte üretimi sürdürmek

çoğu zaman fiilen imkânsızdır.

Bu nedenle bilimsel üretimde dijital feodalizm,
görünürlük değil, doğrudan mülkiyet meselesidir.

Bilimsel Keşiflerde Mülkiyet Sorunu

Eğer:

– Keşfi sen yapıyorsan
– Riski sen alıyorsan
– Bilimsel sorumluluk sende ise

ama:

– IP paylaşımı otomatikleşiyorsa
– Gelir “altyapı sahibine” akıyorsa

burada bilim insanı üretici değil, kiracı konumuna düşer.

Bu artık yalnızca ekonomik değil,
bilimsel özgürlük sorunudur.

Dijital Feodalizmden Çıkış Mümkün mü?

Kolay değil.

İçerik üreticileri için hâlâ bazı çıkış yolları var:

– Kendi sitesi
– Kendi e-posta listesi
– Kendi arşivi
– Kendi markası

Ancak bilimsel üretimde çözüm:

– Açık modeller
– Kamu destekli altyapılar
– Şeffaf lisanslama
– IP sınırlarının net çizilmesi

gibi yapısal adımlar gerektiriyor.

Asıl Soru: Bilgi Kimin, Gelecek Kimin?

Dijital çağda özgürlük artık yalnızca ifade meselesi değil.
Asıl mesele şudur:

> Altyapı kimin?
> Bilgi kimin?
> Gelecek kimin adına şekilleniyor?

Eğer bu sorular net yanıtlanmazsa,
yapay zekâ çağında ilerleme hızlanır —
ama mülkiyet giderek az sayıda dijital derebeyin elinde toplanır.


Nil Taşkın

İlgili Postlar: