Harvard Araştırması: Nasıl Daha Mutlu ve Başarılı Olabiliriz?

Harvard Araştırması: Nasıl Daha Mutlu ve Başarılı Olabiliriz?

Image: Pexels/@Cottonbro Studio. CCO

Harvard’ın yetişkin yaşamı üzerine yaptığı en uzun araştırma, nasıl daha mutlu ve başarılı olabileceğinizi ortaya koyuyor…

Nasıl uzun, başarılı ve mutlu bir hayat yaşayacağınızı merak ediyorsanız, Harvard araştırmacıları cevabını verebilir.

Harvard Tıp Fakültesi‘nde psikiyatrist ve profesör olan Robert Waldinger, 2017’de The Harvard Gazette’ye verdiği demeçte, “Şaşırtıcı bulgu: İlişkilerimiz ve ilişkilerimizde ne kadar mutlu olduğumuz sağlığımız üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir. Vücudumuza bakmak önemlidir, ancak ilişkilerinize özen göstermek de bir tür öz bakımdır” diyor.

Harvard Yetişkin Gelişimi Çalışması direktörü Robert Waldinger, 2015 yılında yayınlanan viral bir “TED Konuşmasında” ise, “iyi ilişkiler bizi daha mutlu ve sağlıklı tutar” diyordu.

Devam eden Harvard çalışması, 1938’de Büyük Buhran sırasında başlayan, dünyanın en uzun yetişkin yaşamı çalışmalarından biri olarak kabul ediliyor.

Waldinger’in, TED Konuşmasından alıntılarla, Harvard’daki bu uzun süren araştırmaya dayalı sonuçları paylaşıyorum burda sizinle de.

Çalışma, en iyi performansı gösterenlerin, aile, arkadaşlar ve toplumla ilişkilere eğilen insanlar oluyorduğunu gösteriyor.

Çalışma, “yaşamın erken dönemlerinden itibaren psiko-sosyal değişkenlerin ve biyolojik süreçlerin, yaşamın ileri dönemlerinde (80-90’lı yaşlar) sağlığı ve esenliği nasıl öngördüğüne, çocukluk ve yetişkinlik deneyimlerinin hangi yönlerinin yakın ilişkilerin kalitesini öngördüğüne ışık tutmayı ve geç yaşta, evliliğin sağlık ve esenlikle nasıl bağlantılı olduğunu incelemeyi amaçlamakta.

İnsan hayatı hakkında bildiklerimizin çoğunu, insanlardan geçmişi hatırlamalarını istemekten biliyoruz. Hayatta başımıza gelenlerin büyük bir kısmını unuturuz ve bazen hafıza düpedüz yaratıcıdır.

Son 79 yılda, araştırmacılar 724 erkeğin hayatını takip etti ve her birini yıllık bazda takip ederek işleri, ev yaşamları ve sağlıkları hakkında sorular sordular.

Sadece anket yapmakla kalmadıklar, aynı zamanda evlerinde görüştükler, doktorlarından tıbbi kayıtlarını sağladıklar, kanlarını aldıklar, beyinlerini taradıklar ve araştırmacıların çocuklarıyla konuşmalarına izin aldılar.

OKU:  Cennette Kiminle Olacaksın?

Katılımcılar iki gruba ayrıldı: İlk grup, çalışmaya Harvard Üniversitesi’nde ikinci sınıftayken başladı ve II. Dünya Savaşı sırasında üniversiteyi bitirdi, çoğu savaşta hizmet etmek için yola çıktı. İkinci grup ise, 1930’ların Boston’ındaki en sorunlu ve dezavantajlı ailelerden oldukları için özel olarak seçilen Boston’ın en yoksul mahallelerinden bir grup çocuktu.

Bu katılımcılara dayalı on binlerce sayfa araştırma verisi elde edildikten sonra, çalışmanın en net mesajı “iyi ilişkiler bizi daha mutlu ve sağlıklı tutar” oldu.

Bu çalışmadan ilişkiler hakkında öğrenebileceğiniz üç ders:

1- Sosyal bağlantılar sizin için “gerçekten iyi”

Alabileceğiniz ilk ders “sosyal bağlantılar bizim için gerçekten iyidir ve yalnızlık öldürür”.

“Aileye, arkadaşlara, topluluğa sosyal olarak daha bağlı olan insanlar daha mutlular, fiziksel olarak daha sağlıklılar ve daha az bağları olan insanlardan daha uzun yaşıyorlar.

Kendi içine saklanmak ve yalnızlığı yaşamak zehirli bir durum. Ancak, insanlar bir kalabalığın içinde veya evliliklerinde de kendilerini yalnız hissedebilirler.

Diğerlerinden. olmak istediklerinden daha fazla izole olan insanlar, daha az mutlu olduklarını, sağlıklarının orta yaşta daha erken bozulduğunu, beyin işlevlerinin daha erken bozulduğunu ve yalnız olmayan insanlardan daha kısa hayat yaşadıklarını fark ediyor.

2- İlişkiler söz konusu olduğunda, nicelikten çok kaliteyi seçin

Tıpkı bir ebeveyn veya öğretmenin bir zamanlar sizi uyarmış olabileceği gibi, arkadaşlar söz konusu olduğunda, bu sahip olduğunuz arkadaş sayısı değil, önemli olan yakın ilişkilerinizin kalitesiyle ilgili.

İlişkilerinizin sağlıklı olduğundan da emin olmanız gerekiyor, çünkü bir kişiye veya insanlara bağlanmaya istekli olmanız, faydalarını elde etmek için yeterli olmuyor.

Çalışma, çatışmanın ortasında yaşamanın, sağlığımız için gerçekten kötü olduğu ortaya koyuyor. Örneğin, fazla sevginin olmadığı yüksek çatışmalı evlilikler, sağlığımız için çok kötü, belki de boşanmaktan daha kötü oluyor.

OKU:  Michael Schumacher, Aralık 2013'den Beri Komada

İyi, sıcak ve yakın ilişkiler, bizi yaşlanmanın bazı oklarından, olumsuz etkilerinden koruma yeteneğine sahip.

80 yaşındaki erkekler ve mutlu bir şekilde birlikteliği olan kadınlar, daha fazla fiziksel acı çektikleri günlerde bile, ruh hallerinin mutlu kalmaya devam ettiğini söylüyorlar. Buna karşın, mutsuz ilişkileri olanlar, daha fazla duygusal acı içinde olduklarından, fiziksel acılarını da büyütüyorlar.

3- İyi ilişkiler aslında beyninizi korur

İyi ilişkiler, fiziksel ve duygusal sağlığınızı olumlu yönde etkilemenin yanı sıra, hafızanızı keskinleştirme gücüne de sahipler.

Eşlerine ihtiyaç duyduklarında güvenebileceklerini hissettikleri ilişkilerde bulunan insanlar, aslında daha keskin ve daha uzun süreli bir şeyleri hatırlama yeteneğine sahipler.

Bununlar birlikte, partnerlerine güvenemeyeceklerini hissettikleri bir ilişki içinde olanlar, erken hafıza kaybı yaşıyorlar.

Açıklığa kavuşturmak gerekirse, araştırmacılar iyi ilişkiler içinde olan insanların kusursuz olduklarını ya da her zaman rahat olmaları gerektiğini keşfetmediler.

“İşler zorlaştığında, birbirlerine gerçekten güvenebileceklerini hissettikleri sürece, bu tartışmalar anılarına zarar vermedi” diyorlar.

Daha mutlu olmak ve daha güçlü, olumlu ilişkilere sahip olmak istiyorsanız:

  • Ekran zamanını, insan zamanıyla değiştirin. tv, telefon, bilgisayar ekranında geçirdiğiniz zamanı, insanlara zaman ayırarak değiştirin.
  • Eskimiş bir ilişkiyi, uzun yürüyüşler ya da randevu geceleri gibi, birlikte yeni bir şeyler yaparak canlandırmayı deneyin.
  • Yıllardır konuşmadığınız bir aile üyesine ulaşın ve iletişim kurun.

İlişkiler dağınıktır ve karmaşıktır. Aile ve arkadaşlarla ilgilenmek zor iştir, ayrıca seksi veya çekici de değildir. Ömür boyu sürer ve asla bitmez.


Nil Taşkın