Jane Austen’in Persuasion’ına NetFlix Yorumu

Jane Austen’in Persuasion’ına NetFlix Yorumu

Image: Jane Austen’s Persuasion on NetFlix

Film bizi çiftin aşkına ikna ediyor. Manzaralar, atmosfer, aydınlatma ve müzikler harika ama değiştirilmiş tarihi gerçeklikler filmi izlemeyi çok zorlaştırıyor.

Dakota Johnson‘ın bu filmi (Persuasion) çektiklerini söylediğine denk geldiğimde film aklıma yerleşti, çıktığında izlerim diyordum. Sonra tanıtımlarını gördüm. Bir Jane Austen uyarlamasıydı. Son senelerin tarihi gerçekleri yok sayan, sürekli geçmişteki olaylardan dolayı özür dileyen, insanlık başka türlü ilerleyebilecekken böyle geliştiği için utanç duyan bazılarının düştüğü tuzak ve hata ile -sadece bu filmle de sınırlı değil ne yazık ki- aristokrat farklı etnik kimlikler olduğunu gördüm filmde. Siyahlar, Asyalılar sanki 19. yy başları İngiltere’sinde soylu sınıfa mensuplar gibi gösterilmişlerdi.

Gone with the Wind‘i biz izlemeyince bir dönem kölelik yok gibi yapabilecek, bu şekilde Siyah ırktan özür dilemiş olacaktık, veya bu tür filmlerde Siyahları ve Asyalıları veya başka etnik grupları Avrupa asilleri gibi gösterirsek kültürel çeşitliliğe geçmişi yanlışlayarak katkı sunarız sanıyor bazı kesimler. Bu ciddi bir hata ve yanılgı elbette. Bu hatanın yakın zamanda anlaşılarak normale dönüleceğini umuyorum bir zaman sonra.

Evet, insanlık yeryüzünde var olduğundan bu yana gelişimini sağlarken pek çok hata yaptı, ama bir yol gösteren yoktu. Yine kendimiz el yordamıyla, empati yaparak, itirazcı, hak arayan grupların sayesinde ilerleye ilerleye tüm ırkların eşit olduğunu, eşit haklara sahip olması gerektiğini anladık ve yasalarla da garantiledik. Cinsiyet ve cinsel yönelim için de oldukça yol kat ettik ve hala uğraşıyoruz. Ama bütün bunlar tarihi geçmişi farklı göstermemizi haklı çıkarmıyor. Tam tersine tarihi olduğu gibi göstererek, nerelerde hata yaptığımızı görmeliyiz. Kendi hatalarımız bize yol gösterici olmalı aynı zamanda.

OKU:  Top Gun Maverick Gerçekten Uçuyor

Bu filmde olduğu gibi tarihi çarpıtmak, çeşitliliği kutlamaktan çok, bir tür fanatizm hiç kuşkusuz ve sadece bir kısım takıntılı insanı mutlu etmeye yönelik. Bu davanış modeli bir zaman sonra hak ettiği eleştirilere çok daha ciddi maruz kalacaktır. Ben şimdiden tarihe not düşüyorum.

Fantastik film sevenler zaten fantastik film izler. Bu tür dönem filmlerinde tarihi çarpıtarak fantastik işlere kalkışmayı neden yanlış bulduğumu yukarıda anlatmaya çalıştım.

* * *

Jane Austen ve Dakota Johnson için izledim filmi elbette. Biraz eskiye gidelim (vaktim varsa ve havamdaysam dönem filmi severim), biraz romans yapalım dedim. Film tahmin edileceği üzere, Jane Austin’in okurları tarafından ciddi eleştirilerin hedefi olmuş durumda. Kitap uyarlamalarını okurlarına beğendirmek her zaman zor olsa da, burda bir de tarihi çarpıtmalara gidilerek iş iyice çığrından çıkarılmış. Yazarın da bu uyarlamadan memnun olmayacağında nerdeyse herkes hemfikir.

Birçok izleyici, Dakota Jognson’ın oynadığı karakter Anne Elliot’ın zaman zaman kameraya bakarak konuşmasından da hoşlanmamış, ama bu beni rahatsız etmedi açıkçası. Kaptan rolündeki Cosmo Jarvis rolünün hakkını veriyor, ama biraz daha çekici bir oyuncu oynasaydı bu rolü, seyirciyi içine çekmekte daha başarılı olabilirdi diyorum.

Film kısmen Millennials’ı hedef almış olabilir. Diyaloglar bence doyurucuydu, çağdaş aşk diline çevrilmiş dil ki rahatsız etmiyor. Sinematografisi, kurgusu ve ilerleme hızı, oyunculukları güzel.

Richard E. Grant çok iyi bir seçim film için ama nerdeyse tek başına kalıyor cast’ın geri kalanı etnik olduğu için.

NetFlix için çekilen Carrie Cracknell‘in yönettiği Jane Austen uyarlaması Persuasion, 19. yüzyılın başları İngiltere’de geçiyor. Değiştirilen tarihi gerçekler sizi rahatsız etmeyecekse, güzel sinematografisi ve manzaraları ile izlemesi keyifli bir film. — iyi seyirler.

OKU:  Hayat Adil Değildir -- Buna Alışın!

Nil Taşkın

Image: Jane Austen’s Persuasion on NetFlix


Filmden bazı alıntılar:

Anne Elliot:

“Frederick Wentworth was the only person, save you and my mother, who ever really saw me. And understood me. And loved me.”

“and I was persuaded to give him up.”

“Hope springs eternal.”

“What if he’s been pining for me day and night all these years?”

“He listens. He listens with his whole body. It’s electrifying.”

“Now we are strangers; worse than strangers, we’re exes.”

“Now we are worst than exes, we’re friends…”

We women do not forget you so soon, as you forget us. Women love beyond all sensible limits. We cannot help ourselves. The only privilege I claim for my sex is that of loving longest. Loving even when hope is gone. Loving because you don’t have a chance.

The love letter from Wentworth to Anne:

Dear Anne,

I can listen no longer in silence. I must speak to you by such means as are within my reach. You pierce my soul. I am half agony, half hope. Tell me not that I am too late, that such precious feelings are gone for ever. I offer myself to you again with a heart even more your own than when you almost broke it, eight years and a half ago. Dare not say that man forgets sooner than woman, that his love has an earlier death. I have loved none but you. Unjust I may have been, weak and resentful I have been, but never inconstant. You alone have brought me to Bath. For you alone, I think and plan. Have you not seen this? Can you fail to have understood my wishes? I had not waited even these ten days, could I have read your feelings, as I think you must have penetrated mine. I can hardly write. I am every instant hearing something which overpowers me. You sink your voice, but I can distinguish the tones of that voice when they would be lost on others. Too good, too excellent creature! You do us justice, indeed. You do believe that there is true attachment and constancy among men. Believe it to be most fervent, most undeviating, in

F. W.

I must go, uncertain of my fate; but I shall return hither, or follow your party, as soon as possible. A word, a look, will be enough to decide whether I enter your father’s house this evening or never.

 

OKU:  Marriage Story: Evlilik ve Boşanmaya Gerçekçiye Yakın Bir Bakış

Mary Musgrove:

“Because marriage is the greatest blessing that life can offer.”